29 Mar 2013
Mart 29, 2013

Hikayemiz…

0 Yorum

Her geldiğimde burada yaşanır dediğim Bodrum’a temelli yerleşmem 2012 yılında gerçekleşti. İstanbul’daki işi gücü bırakıp, kendimi bulmak hayatımı şehrin koşturmacası, sosyal yapının dayatmaları olmaksızın yaşayabilmek için yıllardır hayalini kurduğum Gümüşlük’e taşındım…

Her geldiğimde burada yaşanır dediğim Bodrum’a temelli yerleşmem 2012 yılında gerçekleşti. İstanbul’daki işi gücü bırakıp, kendimi bulmak hayatımı şehrin koşturmacası, sosyal yapının dayatmaları olmaksızın yaşayabilmek için yıllardır hayalini kurduğum Gümüşlük’e taşındım. Buraya yerleşme hayalim çok eski yıllara dayanıyor..O zamanlar emekli olur da yerleşirim derken,  hayatın getirdiklerine baktıkça git gide“ ne bekliyorum ki” der hale geldim. Ve ben ne istediğimi bildikçe kapılar da önümde açılmaya başladı.

Buraya yerleşmeden önce hep aklımı  burada ne iş yaparım sorusu kurcalıyordu. Taşınmadan önce yaz ve kış aylarında Bodrum’a yaptığım ziyaretler bana buranın neye ihtiyacı olabileceğiyle ilgili fikirler vermeye başladı. Bodrum mekansal bir marka olmuş ama henüz kendine ait bir marka üretememişti. Etrafta hediyelik eşya diye satılan her şey benim çocukluğumdan beri gördüğüm tuzluk ve peçeteliklerden ibaretti. Etrafta buranın dokusunu, ruhunu, renklerini anlatan öyle az şey vardı ki! Madem Bodrum deyince herkes bir ah çekiyordu, herkesin hayaliydi burada yaşamak, o zaman biz de kendi markamızı yaratalım düşüncesiyle yola koyulduk. Ve ismi de Burası Bodrum oldu. Hedef Burası Bodrum’un  öncelikle burayı anlatan ancak burayla sınırlı kalmayan bir marka olması. Ana desenimiz begonvil! Ne de olsa begonvil, çiçeğini eline aldığınızda ortasında beliren kalp şekliyle adeta Bodrum’a olan sevgimizin sembolü. .İşte sevgili Serdar Benli tasarımı begonvil desenimiz de o kalbin kağıda dökülmüş hali. Begonvilli bir Bodrum evi ya da mavi bir pencere aslında hepimizin Bodrum tasvirlerinde olan detaylar. Biz de bu detayları çantalarımıza taşıdık. Çantalarımızın renklerini Bodrum’un renklerinden seçtik. Güneşi, denizi, mandalinası, limonu, begonvili, zakkumu ve gelinciğinin renkleri, renk kartelamızı oluşturdu.

Çocukluğumuzun file çantalarını, günlük hayatımıza nasıl taşırım diye yıllardır bir araştırma içindeydim. Tesadüfen arkadaşım Ayşe Gül Altınay’ın kolunda file çantaları görene kadar tüm denemelerim başarısız olmuştu. Ve onun aracılığıyla Kamer Vakfı’nı ve onların şiddet gören kadınları tekrar hayatla bütünleştirme çabaları kapsamında bu çantaları ürettirdiklerini öğrendim.

Bodrum’la bunu nasıl birleştiririm, hemcinslerime nasıl destek olabilirim diye düşünürken balık ve begonvil birleşti;  begonvil kuyruklu şans balıkları ortaya çıktı. Şimdi hedefim Diyarbakır’da elde örülen, şans balıklarını yakalamış bu bereketli çantaları tüm Türkiye’deki kadınlarımıza ulaştırabilmek. Kadının kadına desteğine aracı olabilmek.